Hüzünlere Karışmış Bayramlar Bir bayram öncesi giyim mağazamızda giyindirdiğimiz bir anne üç çocuğuyla gelmiş. Onlara kol kanat gerecek, koruyup kollayacak baba yok vefat etmiş, çocukların üçü de küçük... Ben ve diğer gönüllü arkadaşlarım bu çocuklara en güzel şekilde, en güzel kıyafetleri vermeye çalıştık. Daha sonra o kadıncağız çekine çekine çocuğunun birinin evde kaldığını onu getiremediğini söyledi. Mağazaya gelmeyene kıyafet vermememize rağmen mazeretine binaen o çocuk için bir takım çıkardık. Daha diğer eksiklerini hazırlamamıştık ki, anne takımı görünce daha fazla gözyaşlarını tutamadı ve sadece “kızım bunu görünce çok sevinecek” diyebildi. Verdiğimiz o takım bizim için o kadar önemli değildi belki, fakat anne ve küçük kız için çok önemli olduğunu anlamıştık.
HAYAT MÜCADELESİ DENİLEN DÜNYA ÇARKININ DİŞLERİ ARASINA SIKIŞMIŞ HAYATLAR Bir ev düşünün! Ardiye olarak kullandığımız yerler dubleks villa gibi kalır o evin yanında. Burada bir yaşam sürebilir mi? Dersiniz. Ve bu aile reisinin bacağı kangren olmuş kesilmek için bir başkasının yardımıyla İstanbul’da bir hastanede yatıyor. Lise mezunu genç bir anne, iyi bir iş bulur çalışabilir diye düşünüyorsunuz ve sonra görüyorsunuz ki, özürlü iki çocuk ve birini zabt etmek o kadar zor ki... Banyo denilen yer diğer apartman sakinlerinin geçtiği merdiven boşluğunda ve o anne çocuklarını yıkadıktan sonra, soğukta, bir kat aşağıya yine soğuk olan eve indiriyor. Oraya da ev diye kira ödüyorlar. İşte bu hayat mücadelelerini görünce halinize şükretmekten ziyade, ne kadar aciz olduğunuzu fark ediyorsunuz. Sağlığımızın garantisi mi var? Sağlıklı çocuklar dünyaya getirmemizin ya da bir dilim ekmeğe muhtaç olamamamızın… Güzel ve iyi dediğimiz yaşantımızın alt üst olmayacağına garantimiz mi var? İşte ben kendimi onların yerine koyarak ve Allah’ın Resulü’nün özüne uyarak buradayım. “Sizin en hayırlınız, başkalarına en faydalı olanınızdır”. H.Ş. Saygılarımla… Gülder ÜNAL